Anasayfa / Tüm Kategoriler / 17’si Olmasa Güzeldir Ağustos

17’si Olmasa Güzeldir Ağustos

17 Ağustos 1999 gecesi saatler 03.02’yi gösterdiğinde acı bir sarsıntıya uyandı Marmara. Kayıplar büyük oldu, acılarsa daha büyük. 20 bine yakın kişi hayatını kaybederken 600 bin insanımız da evsiz kaldı. Peki sorumlular kimdi, kader denip geçilebilir miydi kolayca bu facianın üzerinden? Masum insanlar dışında bedel ödeyen oldu mu? Geriye dönüp baktığımızda açılan binlerce davadan yalnızca yüz civarının cezai yaptırımla sonuçlandığını, geri kalan davaların ya sonuçsuz kaldığını ya da zaman aşımına uğradığını görüyoruz. Peki ya gerekli ders çıkarıldı mı bu faciadan, yeni bir deprem için gerekli önlemleri aldık mı?

5

Yapılan son araştırmalara göre İstanbul’da yakın bir tarihte oldukça büyük çaplı bir depremin daha gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılıyor. Uzmanların uyarısına göreyse beklenen bu depremin büyüklüğü en az 7. 1999’dan bu yana İstanbul’un nüfusunun %50 artarak 15 milyona ulaştığı göz önünde bulundurulduğundaysa beklenen felaket senaryosunun kayıpları 99 depreminden çok daha ağır olacak. Ancak uyarılar bu kadar net ve tehlike bu kadar büyükken alınan önlemlerin ve afet hazırlıklarının yeterli olduğunu söylemek maalesef ki mümkün değil. Çarpık kentleşmenin hızla artmaya devam etmesi ve bir yandan sürdürülmeye çalışılan kentsel dönüşüm projelerinin yetersiz olması oldukça kaygı verici görünürken durum sandığımızdan daha da kötü olabilir.

21999 depremi sonrasında İstanbul’da deprem toplanma alanı olarak belirlenen 493 bölgenin günümüze kadar %84 azaldığı ve geri kalanın rant amacıyla imara açıldığı, AVM ve gökdelenlerle doldurulduğu düşünüldüğünde durum daha da dehşet verici bir hal alıyor. Diğer bir rapora göre ise İstanbul’daki konutların %40’ı deprem ömrünü tamamlamış, %27’sinin ise acilen yıkılması gerekiyor. Buna ek olarak İstanbul’da deniz üzerine dolgu şeklinde inşa edilmiş birçok yapı bulunuyor ve bu da tehlikeyi bir başka boyuta taşıyor. Son rakamlar incelendiğinde İstanbul ve Marmara’nın yeni bir depreme hazırlıklı olmadığı, aksine 1999’dan bu yana alınan önlemlerin gerileyerek daha da tehlikeli bir tablo ortaya çıkardığı görülüyor. Anlaşılan o ki, 17 Ağustos’un tekrarının yaşanmaması için çok geç olmadan harekete geçilmesi, gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

Her ne kadar işçi ölümlerinin fıtrat, önlenebilir kazaların kader olarak nitelendirildiği, önlemlerin her zaman facialardan sonra alındığı bir ülkede yaşıyor olsak da olası felaket senaryolarına karşı alabileceğimiz birkaç önlem mevcut. Yaşanılan binaların deprem raporunun alınması ve duruma göre yenilenmesi, yeterli deprem eğitiminin alınması ve bireysel hazırlıkların gerçekleştirilmesi, binalara DASK sigortalarının yapılması bu noktada hayati önem taşıyor.

Büyük facianın yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet diliyor, kazalardaki kayıpların kaderimiz olmadığını bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Deprem değil, göçük değil; ihmal ve eğitimsizlik öldürür.

3

 

Yazar: mertsenol

Buna da bakın

tumblr_p0uvhgMceb1ujmvy2o1_1280 - Gulce Bulut

MUTLU YILLAR!

Herkes için mükemmel bir 2018 diliyoruz! Bakalım Verimliklik Topluluğu’nun 2018’den bekledikleri neler? Cemile Gülce: İlk …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir