Temmuz Listesi

savonne (1)

Tutulmalar, yağmurlar, fırtınalar derken temmuz ayı, kocaman bir hayal kırıklığı gibi geldi geçti. Kimisine göre gerileyen gezegenler, kimisine göre ise hep bu havalar bizi böyle yaptı. Herkeste bir serzeniş, bir hüzün vardı ve düşünceler sardı hepimizi. Çoğu zaman kalabalıklarda yalnız hissettik veya hızla akıp giden zamanı yakalayamadık. Ne istediysek tam olmadı belki de. Yağmurlara söylendik, çıkan güneşten kaçtık sonrasında. Kim bilir, belki de ne istediğimizi tam bilmiyoruzdur. O “eksik gelen bir şeyler”in ne olduğunu anlayamıyor, hep bir beklenti ve arayış içinde bırakıyoruzdur kendimizi. Bir sesi, bir yeri, birisini; doğacak güneşi, esecek o serin rüzgarı, bir şeyleri hep bekliyoruz sanki beklemek zorundaymışız gibi. Ümit etmenin beklemekle paralel olduğuna inanmışız ne kadar yanlış olduğunu bilmeden. Beklentilere tutunduğumuzda aslında ümit edecek bir şey de kalmıyor, sadece anlara, anılara saplanıp kalıyoruz. “Anısı biz olalım bu sokakların” demiş Ahmet Telli. Bırakın zaman aksın, yağmurlar yağsın, üstüne sayamayacağımız kez güneşler açsın. Bir şeylerin peşinde, bir hengamenin içinde koşturmayalım arayışlar içinde, biraz yavaşlayalım, sakinleşelim. Zoraki bekleyişlere, sahte umutlara boğmayalım kendimizi. “Beklemek zamanın gövde gösterisidir” demiş Cemal Süreya. Çoğu zaman erkenciyiz istediğimiz veya istediğimizi sandığımız şeylere, denk getiremiyoruz zamanını bir türlü, hep beklememiz gerekiyor ya da yanlış zamanlarda yanlış adımlar atıyoruz istemeden, elimizde patlıyor. Gerçekten istemediğimiz şeyleri beklerken de zamanın bu gövde gösterisinin altında eziliyoruz. Çünkü gerçekten istediğimiz şeyleri beklemeyiz, onlar için sabrederiz. “Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.” Belki de sabretmeyi öğrenmemiz gerekiyordur.

En güzel çiçeği en uzak, en dikenli yollardan sonra bulur, suyun kıymetini susayınca anlarız. Güneşin varlığını fırtınalarda hatırlar, yağmurları güneş bizi yaktığında ararız. Temmuz ayı da tam olarak böyle geçti aslında, neyi neden istediğimizi bilemedik ve hep bir şeyleri bekledik memnuniyetsizlikle, sabretmeden. Ama gerçek şu ki, kötü iyi olmadan kötü, iyi ise kötü olmadan iyi değil. Gerçekten istediğimiz şeyler, güzellikler, hep zorluklarla hayatımıza girenler. İnanmaya, sabretmeye ve çaba göstermeye devam etmemiz lazım. Temmuz ayı, dondurma reklamları sağolsun, beklentiye sokulduğumuz o capcanlı, aşk dolu havada geçmedi belki de. Ama ağustostan umutluyuz! Bu gezegenler çekiliyorsa, illa ki geri de gelecekler, değil mi? Bu kadar fırtınadan sonra güneş açmalı mesela. Yani bir noktada içimiz rahatlamak zorunda, belki Ağustos’ta belki şu anda, belki de daha geç bir zamanda; ama sabretmemiz lazım eğer istiyorsak bir şeyleri; kıymetlilerse gerçekten.

Temmuz ayının bu kırgınlıklarla süslenmiş, nispeten karamsar havasına ve yaklaşan Ağustos ayına karşı pozitif beklentilerimize yakışan bir şarkı listesi hazırladık. Umuyoruz ki dinlerken siz de seversiniz. Sevgiyle kalın!

Yazar: alaragulgor

Buna da bakın

WhatsApp Image 2018-10-22 at 13.47.42

Filmekimi 2018: Bizi neler bekliyor?

Ekim ayı takviminizde yer açın! Belki de güzün en keyifli haftasını yaşatan Filmekimi’ne sayılı günler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir