Anasayfa / Tüm Kategoriler / Spor / Basketbol / Finallerin üzerinden tam bir hafta geçti…

Finallerin üzerinden tam bir hafta geçti…

Tarihin bireysel performans olarak en iyi sezonlarından birinin ardından gelen, üst üste 3. kez Golden State Warriors ile Cleveland Cavaliers’in kozlarını paylaştığı final serisini geride bıraktık. LeBron “The King” James play-offlarda kendisinin en iyi maçlarını çıkartırken; The Splash Brothers’ın büyük olanı, play-offlarda MVP seçildiği yıl kadar iyi oynadı.

129-120

Bu seri sadece bir finalden ibaret değildi. 2014-2015’te LeBron’un çaresiz kaldığı ve 35.8 sayı ortalamasına rağmen kupaya uzanamadığı seriden, tabiri caiz ise insanlıktan çıkıp seriyi 3-1’den geri çevirip kupaya uzandıkları 2015-2016 yılındaki seriden esintiler vardı.

Bu sene, geçen yıl The King’e çözüm üretememesi üzerine, yüzüğe aç Kevin Durant’ı kadrosuna katan Warriors’a karşı Cavs’ın amansız hücum gücü çarpıştı, 5 maçlık seride. Nihayetinde kupaya Warriors ulaştı.

Kupaya giden maçlar boyunca farkı yaratanlar neler oldu, yazarımız Yekta maç maç yazdı:

1) 113-91

113-91

Bir tarafta ordusuyla beraber savaşa gelen bir kral; diğer tarafta ise tarihin en keskin şutörlerinin buluştuğu serinin ilk maçı, Cavs’in 3’lüğü ile başladı. İlk 5 dakikada savunmanın jokeri olan Green 2 faul alınca “Acaba Cavs fark mı yaratacak?” dedik. Ancak, çok sürmeden tempo tutturan taraf Warriors oldu. Kevin Durant ve Stephen Curry önderliğindeki Warriors hücuma yön verdi ve savunmada Curry hariç sürekli oyuncu değiştirerek hızlı başlayan Cavs’i yavaşlattılar. Durant’ın hücumda önünde kimse yokmuş gibi rahat davranması ve uzun kolları sayesinde 38 sayıya ulaştığı maçı Warriors zorlanmadan kazandı. Cavs’in maç boyunca en büyük sıkıntısı hücumda tüm işlerin LeBron James’e kalmasına alışmış yapısı üzerine savunmada da LeBron’un ana savunmacı rolüne bürünmek zorunda kalması oldu. Hal böyle olunca The King ligin en komple oyuncusu olmasına rağmen, savunmada Durant’ı tutmaya çabalarken hücumda da ligin en iyi 2. savunma takımına çok dayanamadı.

2)132-113

132-113

Sanırım skorlara bakınca anlatılması gereken çok da bir şey yok diyebilirsiniz ancak maç özelinde oldukça farklı durumlar vardı. İlk iki çeyrek boyunca maç oldukça yakın gitti bunun ana nedeni Cavs top kayıplarını sınırlı tuttu ve maçın kalanına oranla daha net hücum etti. Bu sırada GSW umarsızca top kaybı yapıyordu. Devre arasından sonra ise isler bambaşka bir hal aldı. Öncelikle hücum eden GSW top kayıplarını azalttı bununla beraber savunmasını da sertleştirince Cavs biraz yavaşladı. GSW cephesinde ise kollektif paylaşılan ribauntlar, hücumda topun herkesin eline değmesi, bunlara ek olarak doğru alan paylaşımı da eklenince Durant ve Curry önderliğinde lig tarihinin en durdurulamaz hücum güçlerinden biri haline geldiler. Zaten seri başlamadan birçok yorumcunun da belirttiği gibi Cavs’in savunma zaafiyeti de eklenince 132 sayı yemeleri normal karşılandı.

Maçın sonucundan bağımsız güzel haber ise uzun zamandır sağlık problemi yasayan Koç Steve Kerr bu maçla beraber tekrar benchteki yerini aldı.

3)113-118

Beklentilerin aksine serinin Quicken Loans Arena’daki ilk mücadelesi yüksek tempoyla başladı. Nitekim ilk iki maçta da görüldüğü gibi yüksek tempolu olması, ilk çeyreği 39-32 Golden State’in önde bitirmesiyle sonuçlandı. İlk çeyreğin bitmesiyle beraber hatalarını fark eden Tyronn Lue’nin öğrencileri, her geçen dakika tempoyu düşürdü. LeBron James’in olağanüstü oynadığı bu dakikalarda Kyrie Irving de ona katılınca önce fark kapandı sonrasında ise Cavs öne geçti. Bu dakikalar boyunda ikinci maçta biraz kıpırdanan Klay Thompson, Golden State’i maçta tutuyordu. 3. çeyrekle beraber ise sahada tam anlamıyla bir Kyrie Irving rüzgarı esmeye başladı. Golden State savunmasının temelini oluşturan Draymond Green’in faul problemine girmesi, Durant’in durması ve Curry’in üretkenliğinin azalması sonucunda hemen hemen herkes Cavs’in maçı alacağına inanıyordu. Fakat beklenen olmadı çünkü Cavs maçı kopartamadı. Hal böyle olunca son anlarına yakın girilen maçta Kevin Durant neden Golden State Warriors’a geldiğini bir kez daha tüm dünyaya kanıtladı. 3. çeyrekte suskun olan lig tarihinin en genç sayı kralı son anlarda ne kadar farklı bir hücum yeteneği olduğunu bir kez daha gösterdi.

113-118

Esas tuhaf olan ise hem LeBron hem de Kyrie bu kadar olağanüstü oynarken Cavs kaybetti. Bu gerçekten Warriors’ın ne kadar da dünyadan olmadığını gösteriyor tıpkı bir zamanlar Barcelona’nın herhangi bir şekilde durdurulamaması gibi. Play-Offlar boyunca kaybetmeyen Golden State Warriors gerçekten hem savunmada hem de hücumda tarihin en eşsiz takımlarından biri.

4)137-116

137-118

Rekorların maçı… Bu maç, NBA Final tarihlerine Cleveland Cavaliers’ın adını altın harflerle yazdırdığı maç olarak geçti. Bir final maçında 24 üçlük atmak çok anlaşılabilir bir şey değil. Kelimelerle ifade etmeyi düşünüyordum ama yazıp yazıp sildim, sanırım anlatılmaz yaşanır olaylardan biri oluyor. Cavs’in tabiri caiz ise saçmaladığı, herhangi bir zamanda bir daha göremeyeceğimiz diğer rekoru ise ilk çeyrekte 49 sayı atmış olmaları oldu. Evet, tam olarak 49 sayı. NBA’de tempo hızlı ve maçlar genelde 100 sayının üzerinde bitiyor ama sadece 12 dakikada, üstelik oldukça düşük yüzdeli faul atarak 49 sayı atmaları bir kez daha Cavs’in ne kadar da iyi bir hücum takımı olduğunu gözleriminiz önüne serdi.

Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse bu maçı 2 sayılık atışlarda yüzdeler yakın, serbest atışlarda Golden State önde, ribauntlar ise eşit, asistlerde Cavs bir fazla, top kayıplarında GSW bir fazla; sadece ufak bir fark var Cavs, tam olarak %53 ile 24 adet üçlük attı.
LeBron James’in triple-double yaptığı, Kyrie’nin 40 sayı attığı birçok maç görmüştük bu kısımda esas fark yaratan J.R. Smith ve Kevin Love oldu. Bir önceki maç toplamda 4 şut sokabilmişken bu maç 11 üçlük attılar.
Cavs’in en büyük fark yaratan etkeni ise her zamanki gibi çok hızlı hücum etmelerinin yanına Warriors hücumlarını yavaşlatmaları oldu. Doğru baskı üzerine kurulan savunma kurgusu üzerine Steve Kerr’in öğrencileri hücumlarını hızlandıramadılar ve ilk çeyrek açılan fark bir daha kapandı.  

5) 129-120

Serinin 4. maçını Cavs ezerek kazanınca herkesin aklına geçtiğimiz yıl gerçekleşen muhteşem geri dönüş gelmişti. Bu kez daha da imkansız görünse de LeBron ve arkadaşlarından başka kimse başaramaz diyorduk. Nitekim öyle olmadı. Cavs ateşli başlasa da karşı tarafta NBA’in en farklı hücum güçlerinden biri vardı. Kevin Durant, yıldırılmaya çalışıldıkça daha da büyük oynadı. En nihayetinde 39 sayı 7 ribaunt 5 asistle daha da ötesi saha içinde 20’de 14 ile oynarak Warriors’a kupayı, kendisine de Final Serisi MVP’liğini getirdi. Maçları defalarca izleyebilirsiniz, her izlemenizde farklı hikayeler çıkartabilir, farklı yorumlar yapabilirsiniz ama bana kalırsa serinin özetini, bu maçın 3. çeyreğinde bitime 10 dakika 20 saniye kala top Klay’in eline geldiğinde J.R. Smith ve Tristan Thompson’un ona yetişemeyeceğini anladıktan sonra istemsizce isyan etmesi oluşturuyor. Yaklaşık 3 yıldır Warriors sürekli üçlük atıyor ve maçı öyle kazanıyor diyorlar. Aslında bir bakıma haklılar da ama fark edilmeyen bir şey var. GSW topu yarı sahaya getirdiğinde topsuz oyunculara bir bakın, perdeler ve alan boşaltmalar sonucunda toplu oyuncunun potaya yönelmesi sonrası en müsait oyuncuya pas atması. Ünlü basketbol yorumcularının Pace&Space dedikleri oyun anlayışının şu ana kadar ki en muhteşem hali.

Bana kalırsa, Cavs tarihin en iyi 2. olan takımlarından biri ama bu Warriors da tarihinin bana göre en iyi takımıydı.Son maç için istatistikler aşağı yukarı aynıydı iki takımda 90ar top kullanmış GSW 28 serbest atışın 23ünü değerlendirmiş; Cavs 23 atışın 15ini, 90 topun 38 ini 3 sayı çizgisinin gerisinden atan GSW %37 ile oynarken daha kesin şutlara giden Cavs %46’lık isabet ile 24te 11 atmıştı. Sonuçta ise 129-120 Golden State Warriors kupaya uzandı.

129-120

 

Seriyi özetlemek gerekirse,

Oyuncular olarak farklılıkları olsa da takımlar basketbol anlayışı olarak neredeyse aynı oynuyorlar. Yaratıcılıkta son noktada ve toplu oyuncu etrafına dizilmiş keskin şutörler… Topsuz alanlarda sürekli hareket, yanında bulunan insana yer açma, potaya gidip topu dışarı çıkartma… İki süper gücün çarpışması sonucu, bu basketbol anlayışını dünyaya kabul ettiren taraf kazandı. Steve Kerr’in öğrencileri neden uzun yıllar boyunca çalıştıklarını parkede tüm dünyanın gözü önüne serdi. Her iki takımı da izlettikleri bu muhteşem seriden dolayı alkışlıyorum.

Yazar: aysesulunn

Buna da bakın

Türkiye Basketbolu’nun Yıldızları 18 Ocak’ta Ankara’da buluşuyor!

  Basketbol severlerin oylarıyla belli olacak Asya Karması ve Avrupa Karması bu organizasyonda karşı karşıya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir