Anasayfa / Tüm Kategoriler / Kültür&Sanat / Kitap / Şiirlere Tutunmuş Bir İnsan: Didem Madak

Şiirlere Tutunmuş Bir İnsan: Didem Madak

1-didem-madak-hayati-600x398

Yazgısını yaldızlı çokomel kâğıtları gibi tırnağıyla düzeltememiş bir şair, darmadağın gövdesini çiçekli perdeler arkasına saklayan bir âşık, iyi bir kız kardeş, annesini özleyen bir kız çocuğu, kaderini çocuğuna yaşatmak zorunda kalan üzgün bir anne… Didem Madak bunların hepsiydi. 1970 yılında Füsun’un kızı olarak geldiği bu dünyadan, 2011 yılında Füsun’un annesi olarak ayrıldı. Annesini beyin kanserinden kaybettiğinde henüz 14 yaşındaydı. Annesini kaybettiği geceyi “Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. ”diye anlattı ilerde. Tüm acısını, hayal kırıklığını, sevgisini, kızgınlığını şiirlerinde anlatmıştı ve hiç olmadığı kadar samimiydi. Kızına bıraktığı yazısında geçen “Canım kızım, cehaletimden şair oldum. Annesizlikten. Sen sakın şair olma!” cümlesi bunun kanıtı gibiydi.

“Kimi gün öylesine yalnızdım

Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.

Annem

Ki beyaz bir kadındır.

Ölüsünü şiirle yıkadım.

Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım

Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.”

Yazdığı şiirlerle bir yerlere gelmek gibi bir kaygısı olmayan Didem Madak’ın şiirleri, çok sevdiği kız kardeşi Işıl sayesinde gün yüzüne çıkmışlardı. Madak’ın şiirlerini “Grapon Kâğıtları” isimli bir dosya haline getirerek bir yarışmaya gönderen Işıl, ablasına mutlu haberi verecekti. Bu dosyasıyla ödül kazanan Madak 2001 yılında bu şiir kitabını yayınladı. Bu kitabı Ah’lar Ağacı(2002), Pulbiber Mahallesi(2007) adlı kitapları izledi. Yazdığı şiirleri “ütüsüz ve buruşuk gezdirdiği ruhunun diyeti” olarak adlandıran Madak, maalesef annesi kadar kısa olan ömrüne tüm hayatını sığdırdığı üç tane şiir kitabı bırakabildi sadece.

WhatsApp Image 2017-07-24 at 20.36.03

“Kalbimi de büyüttüm sonunda

Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa

Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara

Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.

Kalbim sanırım büyüyünce

Sokaklarda ağlayan biri olacak.”

Çok erken yaşta yaptığı başarısız bir evlilik denemesinden sonra 2005 yılında eşi Timur’la evlenen Madak’ın kızı Füsun bu evlilikle dünyaya geldi. Kızının doğumundan sonra bir süre şiir yazmadı. Ne var ki mutluluğu çok da uzun süremeden annesi gibi o da kansere yakalandı. Son şiiri olan “128 Dikişli Şiir”de acısını “Acı bazen öyle yoğun, çok yoğun/Patlak gözlü bir kurbağa/tarifsiz çirkin ve kel.” olarak anlattı. Kendisi yine aynı şiirinde kızından “Füsunun yeşil ela gözleri var/Ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var/Ve bana anne deyişi var/Benim pembe fincandan pembe kahve içişim var.” diye bahsetti. Küçük yaşta kaybettiği annesinin acısını tüm ömrü boyunca çeken Madak, aynı acıyı kızına yaşatacak olmanın bilinciyle ne kadar üzülmüştür bunu bilmek çok zor. 2011 yılında vefat ettiğinde henüz kızı 3 yaşındaydı. 90’ların en iyi şairleri arasında gösterilen Madak, geride okuyana her duygusunu hissettirebilecek onlarca şiir bıraktı. “Hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var.” diyen Madak, birçok insanın hayatında güçlü bir örnek olmaya devam ediyor. Tüm sevenlerine ise vasiyetiydi:

“Vasiyetimdir:

Dalgınlığınıza gelmek istiyorum

Ve kaybolmak o dalgınlıkta.”

Yazar: gulcebulut

Buna da bakın

12

En Güzel 10 Zaytung Haberi

Yaptığı tespitlerle ‘Abii çok doğru ya’, yaptığı yalan haberlerle de ağlanacak halimize güldüren site Zaytung …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir