Genel

ANALOG FOTOĞRAFÇILIK

Eskiden sadece fotoğraf makineleriyle yaptığımız fotoğraf çekme eylemini artık her an elimizde bulunan akıllı telefonlarımızla da yapabiliyoruz. Çektiğimiz an fotoğrafı görebiliyor, beğenmezsek silebiliyor hatta üstünde oynamalar yapıp ışığını ve rengini değiştirebiliyoruz. Fotoğraflarımızı, filmleri makineye sarıp çektiğimiz zamanalar da ise bunların hiçbirini yapamıyorduk. Belki de o fotoğraf makinesinden ne çıkacağını tam olarak bilmemek bu eylemi daha ilgi çekici hale getiriyordu. Günümüzde de fotoğrafçılığın başlangıcı olarak kabul edilen analog fotoğrafçılığına ve makinelerine gösterilen ilginin bir hayli arttığını görüyoruz.

Peki analog fotoğrafçılık nedir?  Analog fotoğraf makinesine film yerleştirip filmleri sararak çektiğimiz ve daha sonrasında çektiğimiz görüntüleri görebilmek için filmlere banyo yaptırmamız gereken fotoğrafçılık türüdür. Dijital fotoğraf makinelerinin aksine çektiğimiz fotoğrafları anında göremeyiz ve silemeyiz. O an çektiğiniz fotoğrafın ışığı veya verdiğiniz poz kötü çıkarsa bunu değiştirme şansınız olmayacaktır. Böyle olması ise bir çok insanın fotoğrafı çekerken daha özenli davranmasını sağlamaktadır. Bunun yanında analog fotoğraf makinelerini filmlerle birlikte kullandığımız için poz sayımızda kısıtlıdır. Her filmde sınırlı sayıda, genellikle 36 kare poz olduğundan dijital makinelerimizde olduğu gibi önümüze gelen her şeyi çekmeyiz. Bunun yerine bize daha anlamlı ve değerli gelen olayları, mekanları ve kişileri çekeriz. Böyle olması ise fotoğraflarımızın daha seçici ve bizim için daha anlamlı olmasını sağlar. 36 karelik bir filmi bitirdiğimizde ise işimiz tam olarak bitmiş sayılmaz. Filmlerimizi yıkatmadan fotoğraflara erişme imkanımız olmadığı için fotoğrafların çıkmasını da bir süre beklememiz gerekecektir.

Bütün bir sürece baktığımızda, analog fotoğrafçılığın emek ve zaman istediğini fark edeceksinizdir. Günümüzde birçok insan için bu emek ve zaman isteyen eylem bir hobi haline gelmiştir. Ben de aslında analog fotoğrafçılığa ilgi duyanlardanım. Hiç bilmeyerek, arkadaşım makinesiyle başladığım bu deneyim çok hoşuma gitti ve o makineyi sürekli olarak yanımda taşımaya başladım. İlk başlarda ışığı, kamerayı ayarlamak çok da kolay olmasa da ilgi duyuyorsanız kısa sürede güzel şeyler çekiyor duruma gelebilirsiniz. Her ne kadar dijital fotoğrafçılık daha pratik ve avantajlı olsa da analog fotoğrafçılığın yeri de çok ayrıdır. Filmlerin yıkanmasını beklemek ve heyecanla çıkan fotoğraflara bakmak ise bu hobinin en güzel yanlarından.

ANALOG FİLMLER

Kısaca bu şekilde bilinse de aslında birçok detayı ve püf noktası olan bir hobidir analog fotoğrafçılık. Şimdi de analog fotoğrafçılığın olmazsa olmazı ve en önemli noktalarından biri olan filmlerden bahsedeceğim. En basit şekliyle filmi “fotoğrafı çektiğimiz an perdenin açılmasıyla birlikte ışığın yansıyıp görüntüyü oluşturduğu, kimyasallardan ve katmanlardan oluşan yaprak parçasıdır” diye tanımlayabiliriz. Filmler karanlık bir mekanda, ışıkla temas etmeden üretilen parçalardır ve makineye takıldıktan sonra fotoğraf çekilene kadar ışık almaması gerekir. Bizler aslında filmleri ışığa maruz bırakarak dolduruyoruz ve fotoğrafları elde ediyoruz. Her film üreticisi farklı kimyasallar kullanır ve farklı kimyasallara sahip filmlerin ışıkta farklı tepkiler verdiğini görürüz. Örneğin aynı görüntüyü en çok bilinen markalardan Kodak, Fujifilm veya Paloroid ile ayrı ayrı çektiğimizde çıkan fotoğrafın renklerinin ve pikselinin farklı olduğunu fark edeceksinizdir. Ancak yaklaşık olarak hangi marka filmin hangi tonda çıkardığını biliriz. Bir de hangi tonda çıkacağını tahmin edemediğimiz filmler vardır. Daha önce bahsettiğim gibi filmler çeşitli kimyasallardan oluşur ve bu kimyasalların belirli bir raf ömrü vardır. Çoğunlukla raf ömrü geçmeyen filmleri tercih etsek de raf ömrü geçen filmler kullanılmaz diye bir algı yoktur. Fotoğrafçılık sektörü de bu raf ömrü geçen filmleri bayat film olarak adlandırmıştır. Raf ömrü geçen filmlerle çekilen fotoğrafların ise hangi tonda çıkacağını kestiremeyiz. Bayat film kullanmak aslında biraz da işi şansa bırakmaktır diyebiliriz. Bayat filmlerinizi yıkattığınızda çok beğeneceğiniz bir görüntüyle de karşılaşabilirsiniz, hiç hayal etmediğinizle de.  Farklı tür ve marka filmleri  kullandıkça az çok renklerini ve nasıl daha iyi çıkacağını tahmin edebilirsiniz. Bu yüzden fotoğraf çektikçe ve çıkanları gördükçe de çok daha iyilerini çekmeye başlayacaksınızdır.

Günümüzde Üretilen ve En Çok Kullanılan Filmler

Siyah-Beyaz:   Kodak T-Max 100  
              Kodak T-Max 400  
              Fuji Neopan Across 100  
              İlford Pan F 50

Renkli:     Fujicolor superia 200
            Fujifilm Pro 400 H
            Kodak Color Plus 200
            Cinestill Tungsten 800

Burada listelediğim filmlerse günümüzde kullanabileceğiniz ve satışta olan filmlerden bazılarıdır. Bu filmlerin hepsinin ışık ayarları, içindeki kimyasallar, renk tonları ve kullanılması gereken teknik ayarları farklıdır. Kullanmadan önce filmin içeriği ve kullanımı hakkında bilgi almak faydalı olabilir bu açıdan.

Eğer sizin de fotoğrafçılığa karşı ilginiz varsa ve fotoğraf çekmekten keyif alıyorsanız analog fotoğrafçılığı size de kesinlikle tavsiye ederim. Kısa sürede kendinizi geliştirip, güzel görüntüler yakalamaya başlayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu