Genel
Trend

Diyabetle Yaşam

Bugün Dünya Diyabet Günü!

14 Kasım, diyabetlilerin hayat rotasını değiştiren değerli bilim insanımız Frederick Banting’in doğum günü. 1921 yılında Frederick Banting ve takım arkadaşları tarafından keşfedilen insülin, diyabet hastalarının yaşamlarını sürdürmesini sağladı. İnsülin keşfinden önce diyabet ölümcül bir hastalıktı. Tanı konan kişiler aylar hatta haftalar içinde kurtarılamayacak duruma geliyorlardı. Bizler hayatımızı bu alanda çalışan değerli bilim insanlarına ve sağlık çalışanlarına borçluyuz. Ben de çocukluğumdan beri diyabetli olarak sizlere kendi diyabet türümden ve kronik hastalık ile yaşamdan bahsedeceğim. Yazımda bahsettiğim diyabet türü Tip 1 diyabet olarak geçiyor. Bunun dışında da diyabetin çok farklı türlerine literatürde rastlıyoruz. Keyifli okumalar dilerim.

DİYABET NEDİR?

Diyabet otoimmün hastalıkların bir çeşidi. Otoimmün hastalıklar bağışıklık sisteminin vücuttaki çeşitli hücre, doku ve organlarını yabancı olarak algılaması ve onlara saldırması yüzünden ortaya çıkıyor. Diyabetin oluşum aşamasında, bağışıklık sistemi pankreas organımızda insülin üreten hücreleri yabancı olarak görüyor ve saldırıp bu hücrelere zarar veriyor. Sonuç olarak insülin hormonunu üreten hücreler tahrip olduğu için bu hormon üretilemiyor. Peki bu hormon neden bu kadar önemli de eksikliği yaşam boyu süren bir hastalığa sebebiyet veriyor?

İnsülin hormonuna biyoloji dersi aldıysanız aşinasınızdır. İnsülini, kanımızdaki şeker formu olan glikozun hücrelere geçmesini sağlayan bir araç olarak tanımlayabiliriz. Bu hormonun eksikliğinde hücre temel enerji kaynağı olan glikozu alamayınca yaşamsal faaliyetlerini sürdüremiyor. Hücrelerin görevlerini yerine getirememesi süreç içerisinde yaşamın son bulmasıyla eş değer. Bu sebepten ötürü tip 1 diyabetliler hücresel faaliyetlerinin devam edebilmesi için dışarıdan insülin hormonu almak zorundalar. Her bir diyabetli hastalığın tanısı konulduğu zamanlardan itibaren , temelinde dışarıdan hormon alım tedavisi bulunan yaşam stili ile hayatlarını sürdürmeye devam ediyor.

DİYABET KONTROLÜ NASIL SAĞLANIYOR?

Vücudumuz çoğu zaman insüline ihtiyaç duyuyor. Sadece dışarıdan besin aldığımızda değil başka zamanlarda da vücut tarafından kullanılması zorunlu bir hormon. Diyabetli olmayan kişilerde bu görev temelinde pankreasa aitken, diyabetli kişiler bu kontrolü kendileri sağlıyor. Bu kontrol birçok maddeden oluşuyor. Aldığımız besinlerin içerisindeki karbonhidrat değerlerini belirleme, kişiden kişiye değişen birtakım oranlarla karşılığında almamız gereken insülini hesaplama, kan şekerlerimizi takip etme ve düzenleme, egzersiz rutinlerimizi oluşturma, belirli periyotlarla sağlık uzmanları tarafından yapılan kontrollerimizi sürdürme gibi hastalık kontrolünün birkaç maddesini örnek verebiliriz.





Geçmişten günümüze insülin pompalarının değişimi

Dışarıdan insülin hormonu alımı geçmişte sadece enjeksiyon yani iğneler yardımı ile sağlanıyordu. Bilim ve teknolojinin gelişimi ile beraber insülin pompaları kullanılmaya başlandı. Yan tarafta tarihte üretilen ilk insülin pompasını ve zaman içerisinde cep boyutuna evrilmiş halini görmektesiniz.

İnsülin alımı ile eş değer öneme sahip başka yapılması gereken faaliyet ise kan şekeri takibi. Kandaki glikoz ölçümü yine alandaki gelişmeler sayesinde farklı yollarla gerçekleştirilebiliyor. Klasik şeker ölçüm cihazları ve hayatımıza girişi nispeten daha güncel olan sensörler kandaki glikoz takibini sürdürmemizi sağlıyor.

İnsülin alımı, karbonhidrat sayımı, kan şekeri takibi yapmamız gerekenlerden sadece birkaçı. Vücudumuz çok kompleks bir mekanizma ve birkaç basit işlem bazen onun kompleks yapısı adına yetersiz kalabiliyor. Temel amacımız kan şekerlerimizi olabildiğince stabil tutmaya çalışmak. Diyabet kontrolü bir diyabetlinin hem güncel hem de gelecek hayatının kalitesi adına çok kritik bir mesele. Kontrolsüzlük güncel hayat kalitenizi düşürürken, ilerleyen zamanlarda diyabet komplikasyonları ile karşılaşma riskinizi artırabiliyor. Bunlara retinopati (gözlerin hasar görmesi), nefropati (böbreklerin hasar görmesi), nöropati (sinirlerin zarar görmesi) gibi durumları örnek verebiliriz.

DİYABET HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER

  • Ama hiç hasta görünmüyorsun?

Diyabet görünmez bir hastalık. İnsülin pompası ya da sensör gibi vücuda bağlanan ekipmanları; kişinin kendisine iğne yaptığını, dışarıda kan şekerini çeşitli cihazlarla kontrol ettiğini görmediğiniz sürece o kişinin diyabetli olduğunun anlaşılması pek mümkün değil.

  • Diyabetliler şeker, çikolata gibi gıdaları tüketemez!

Maalesef ilk diyabetli olduğum zamanlarda bana verilen yanlış bilgiler sebebiyle uzun süre bu tarz gıdalar tüketememiştim. Bunların hepsi tamamen yanlış bilgiler. Besinlerin içerisindeki karbonhidratı hesaplayıp buna göre insülin aldıktan sonra tüm besinleri, içecekleri tüketebiliyoruz. Ancak her insanın yapması gerektiği gibi bu besinleri de bilinçsizce tüketmemeye çalışıyoruz.

  • Bu besinleri yediğin zaman şekerin düşüyormuş!

Besinler insülin değil böyle sihirli güçleri yok maalesef. Özellikle yeni tanı konulmuş kişiler hastalık hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığı için böyle şeylere inanabiliyor, çevrenizde böyle kişiler varsa lütfen onlara bu şekilde etrafta dolaşan bilgilerin gerçek olmadığını söyleyin.

  • Bu yaşta mı diyabet oldun ama çok küçüksün daha!

Yazımın başında bahsettiğim gibi diyabetin birçok çeşidi var. İnsanlar çoğunlukla yaş ilerledikçe ortaya çıkan diyabeti biliyorlar, bu sebeple konuya dair bilgisi olmayan kişilerin aslında böyle yorum yapması çok normal.

  • Çok şeker yediğin için mi şeker hastası oldun?

Çocukken çoğumuz şeker gibi besinleri tükettik. Eğer bu doğru bir bilgi olsaydı herkes diyabetle yaşıyor olurdu şu an. Bilimsel olarak bu yanlış bir bilgi. Diyabetin çevresel ve genetik etkenlerin birleşmesi ile ortaya çıkabileceği açıklaması yapılıyor.

DİYABETİN MENTAL SAĞLIĞA ETKİLERİ

Diyabet bazen bunu yaşamayan kişiler tarafından çok basitleştiriliyor. Kronik bir hastalıkla yaşamanın mental yükü yeteri kadar konuşulmuyor. Ne yazık ki diyabet sadece dışarıdan insülin almak ya da spor yapmakla yönetilmiyor. Stres, duygu durumu değişimleri, vücutta dönem dönem gerçekleşen hormonal değişiklikler, hayat temposu ve daha birçok faktör kan şekerlerimize etki ediyor. Her gün kendimizi hayatta tutmak için yediklerimizi, gün içerisindeki hareket durumumuzu, acaba şekerim düşer mi diye yanımıza almamız gereken takviye gıdaları, insülin değerlerimizi, gece uyumadan önce acaba şekerim çok düşer mi korkumuzu ve sürekli tetik halinde oluşumuzu, yükselen kan şekerlerimizin bazen olması gereken seviyeye gelmesinin saatler alışını, tüm bu sorumlulukların ve durumların bizlerde yarattığı kaygıyı ; mental ve fiziksel yorgunluk durumunu bu hastalıkla savaşanlar ve yakınları biliyor. Diyabetin bu yanının da gerçek bir farkındalık oluşturmak isteniyorsa daha fazla konuşulması ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Şimdi yazımın en önemli kısmına geldim. Tip 1 diyabetin risk faktörlerini maalesef net bir şekilde sıralayamıyoruz. Yazımda bahsettiğim gibi genetik faktörler ve çevresel etkenlerin bu hastalığın kişide görülmesinde büyük payının olduğu düşünülüyor. Diyabet ortaya çıkmadan önce bazı belirtiler gösteriyor. Bunları kendinizde ya da bir tanıdığınızda görüyorsanız lütfen geç kalmadan doktorunuza başvurun. Her hastalıkta olduğu gibi diyabette de erken tanı hayati önem taşımakta.

Tip 1 diyabetin belirtileri şu şekilde:

  • Bulantı
  • Kusma
  • Karın ağrısı
  • Derin soluk alma
  • Ağızda aseton kokusu
  • Baygınlık hissi, dalgınlık
  • Kilo kaybı

Kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak:

  • Sık ve bol idrara çıkma
  • Sıvı kaybı
  • Susama, ağız kuruması
  • Ciltte kuruluk belirtileri

Diyabet farkındalık ayı olarak geçen kasım ayında mavi renk giyiyoruz.Siz de bugün farkındalık oluşturmak adına mavi kıyafetlerinizi giyin💙

Kronik hastalıkla yaşamak gerçekten zor fakat imkansız değil. Zaman geçtikçe bu artık sizin bir parçanız haline geliyor. Dilerim bu yazımla diyabetlilere, gündelik yaşamlarına ve dikkat edilmesi gereken durumlara karşı farkındalık oluşturabilmişimdir. Diyabetli yakınlarınızın yanında olmayı ve ihtiyaç duyduklarında onlara destek olmayı unutmayın:) Tüm diyabetlilerin günü kutlu olsun! Sağlıkla kalın.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu